Son Dakika
Çarşamba, 23 Mayıs 2012 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
GDO artık soframızda Koray Çalışkan
100 binden fazla kişi GDO'lu gıdaları istemediğini söyledi. Sonuç değişmedi. GDO'lu omletiniz hayırlı olsun.

Biyogüvenlik Kurulu genetiği değiştirilmiş 13 çeşit mısırın ülkeye girişine izin verdi. Genetiği değiştirilmiş organizmaların yani GDO’ların ülkeye girişini düzenleyen Biyogüvenlik Kanunu’na göre, bu tür gıdaların ithali için başvuru yapılması gerekiyor. Kurul bu gıdaların istenip istenmediğini ve kamu sağlığına bir zararı olup olmadığını araştırıyor. Sivil topluma bu gıdalar hakkında “Ne düşünüyorsunuz” diye soruyor.

Sordular da. Bunun üzerine tüketici örgütleri ayağa kalktı. 100 binden fazla kişi bu gıdaları istemediğini kurula bildirdi. Sonuç değişmedi. GDO’lu omletiniz hayırlı olsun.

Atılan ilk adım yem sanayicilerinin başvurusuyla oldu ve GDO’lu mısırların yalnızca hayvan yemi için kullanımına onay çıktı. Bu GDO’lu yemlerle beslenen hayvanlardan elde edilmiş et, süt ve yumurta üzerinden GDO’lu organizmaların insana geçtiği aşikâr. Bilimsel olarak GDO’ların insan sağlığına ve çevreye negatif etkisi de biliniyor. GDO’lu ürünleri üreten ve satan şirketlerin GDO’lu gıdaların etiketlerinde GDO’lu olduğunun belirtilmesine dair tüketici örgütlerinin taleplerini dinlememeleri de bu nedenle. İçinde GDO’lu tarım ürünü olduğunu bilen kimse onu satın almak istemiyor. Avrupalı tüketicilerin %71’i GDO’lu tarım ürünlerine karşı. “Çocuğunuza yedirir misiniz” diye sorulduğunda ise “hayır” diyenlerin oranı %100’e yaklaşıyor.

GDO’ya şirketler hariç herkes karşı. Ürünlerinde GDO kullanmayan üreticilerin bunu yazması bile yasak. GDO’lu tarım ürünü kullanan şirketlerin lobicileri sayesinde tüketicinin alacağı gıdalarda GDO olmadığını öğrenmesi yasak. Evet. Yanlış okumuyorsunuz.

Tavukta var, etinde yok

Bakanlık yetkilileri ve şirketler GDO’nun hayvana zarar verebileceğini kabul ediyor, “Ama bu zarar insana geçmez” diyor. Hayvanların sağlığını tehlikeye atmak konusu zaten maalesef tartışma dışı. Buna hakkımız olduğunu düşünenler çoğunlukta.

GDO’lu mısırların insan tüketimi için doğrudan kullanılmayacağını nereden biliyoruz? Ziraat Mühendisleri Odası olmasa kaçak 6600 ton GDO’lu mısırın tüketilmeden hemen önce 12 Temmuz’da Bandırma’da yakalanması imkânsızdı.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ABD ordusunun elinde kalan tonlarca DDT’nin okullarda çocukların üzerine nasıl sıkıldığını anımsayın. O zaman tüketici bilinci azdı. DDT’nin ‘kanıtlanmış’ bir yan etkisi ve zararı da yoktu. Çocukların üzerine DDT sıktıran şirketlerin elinde bugünün DDT’si GDO kamu sağlığını tehdit ediyor.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker’e göre GDO’lar “(z)arar verirse hayvana verir, buradan besine asla geçmez. GDO’nun ete, süte ve yumurtaya geçtiğini kanıtlayan bir tane bile bilimsel çalışma, veri yok.” Önemli olan zararlı etkisinin OLMAMASININ kanıtlanması. Düşünün DDT’yi insanların üzerine sıkmadan önce bir bakan kalksa ve “Bunun zararlı olduğunu kanıtlayan bir tane çalışma bile yok” dese ne olurdu? Haklı olurdu, öyle bir çalışma yoktu. Sonra ne öğrendik? DDT fare zehiriymiş.

GDO’lu yemlerin hayvana, oradan da insana geçtiği ve zararlı etkileri olduğu hakkında onlarca bilimsel yayın var. Bunlar ABD Tarım Bakanlığı yetkililerinin ya da Purdue Üniversitesi gibi en gelişmiş ziraat fakültelerinin yayımladığı raporlar. Üstüne popüler mecralarda dahi gayet iyi biliniyorlar.

Mesela Don M. Huber’in raporu herbisit tolerans geni aktarılmış yani GDO’lu soya fasulyesi ve mısırda, elektron mikroskopuyla görülebilen yeni bir patojene sahip olduğunu gösteriyor. Bu patojenin (yani hastalığa neden olan organizmanın) bitki, hayvan ve insanlar için önemli sağlık sorunlarına neden olabileceği uyarısı yapılmış. Derhal GDO’ya dair izinlerin yeniden değerlendirilmesi öneriliyor.

Zaten GDO’lu yemle beslenen hayvanların etinde GDO’ya rastlandığı artık kanıtlanmış bir olgu. Hem de bunu ve pastörizasyonun GDO kalıntısını yok etmediğini gösteren makale Uluslararası Hijyen ve Çevre Sağlığı Dergisi’nde yeni değil tam 6 yıl önce yayımlandı. Sonuç olarak GDO’lu gıdaların ve hayvan yemlerinin zararlı olmadığı doğru değil. Buna rağmen GDO’lu mısırın ülkeye ve dolayısıyla soframıza girmesine izin veriliyor. Yanlış yapılıyor.

Ziyaretçi Yorumları (Toplam 1 yorum)
  • ky
    REFERANDUM YAPILSA KİMSE GDO İSTEMEZ
    Refarandum yapılsa kimse GDO istemez. Aslında sorumluluk içinde olanlar da GDO’yu istemez. Peki buna rağmen rüzgar neden sert eser ve önüne geleni süpürür geçer? Nedeni basit. Küresel sistemin üyesi olan ülkeler, küresel sistemin koyduğu kurallara uymak zorundadır. Bu sistemin nimetlerinden yararlanma karşılığında da küresel sistemin kurallarını, isteklerini, külfet ve sorunlarını kabul etmiş olurlar. Trilyonlarca dolarlık bu sisteme bağlananlar, sağlıktan ekonomiye, bilimden teknolojiye kadar onların koyduğu kurallara harfiyen uyarlar. Bu kuralları, hayatınız ve alışkanlıklarınız kökten değiştiğinde hissedersiniz. Nedir bu kurallar; Birinci kural; parayı veren kuralı koyar. Kural denilen şey, parayı verenin çıkar ve isteklerinin hukuki metinleridir. Yoksa parasını kaybeder. O zaman parayı niye versin? İkinci kural, parayı veren düdüğü çalar, siz de dinlersiniz. Yani parayı alan kurala uyar. Parayı verenin hukuku, bir gecede parayı alanın hukuku olur. Üçüncü kural; Parayı alanın boynu bükük, sesi soluğu kesiktir. Dördüncü kural; Bedava konforlu hayat yoktur. Bir şeyler alan bir şeyler vermek zorundadır, verdiklerine sağlık ve hayatı da dahil olabilir. Yoksa kriz teğet geçmez.
    29.12.2011 13:35:38
28.12.2011 Bu yazi 205 defa okundu
Çocuğunuza UHT sütü içirilmesini projesini destekliyor musunuz?


 
  • ‘Kıyamet holding’ olanca gücüyle çalışıyor.
    Bir tarafta Mescid-i Aksa’yı yıkıp tapınağı yeniden inşa etmeye çalışan şeytan, diğer tarafta içinde ‘Mehdi’yi barındıran İstanbul! Bir tarafta yeryüzüne çıkmaya hazırlanan ‘dünya kralı’, diğer tarafta ellerinde iyiliğin kılıcıyla bekleyen müminler! Bir tarafta yeraltı ile irtibatlı dalgıç ırk, diğer tarafta semaya açılmış eller! Bir tarafta ‘şey’ler, diğer tarafta kelimeler! Bir tarafta deccaliyet, diğer tarafta ise Mehdiyet… Meydan okuyan şeytan, dua eden insan…
  • Başbakan tarımda 'one minute' demezse hepimiz kanser olacağız
    İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Onkoloji Enstitüsü Öğretim Üyesi Dr. Yavuz Dizdar: Biliyorum canınız sıkılacak, yüreğiniz kabaracak, üzüleceksiniz ama gerçekleri öğrenmeniz lazım.
  • Tiroid ameliyatlarının yüzde 90 boşuna yapılıyor!
    Her tiroid nodülüne ameliyat gerekmediğine dikkat çeken Prof. Dr. Serdar Tezelman, “Nodüllerin yüzde 85 hatta 90′ı iyi huylu olduğu için kanser riski taşımıyor” diyor.
  • Zeynep Casalini kızına neden aşı yaptırmadı?
    Zeynep Casalini, uzun bir suskunluk döneminden sonra yaşadıklarını Parents dergisine anlattı. İşte o mülakattan bir kesit...
  • GDO'lara 'güvence' kisvesi altında kullanma imkanı tanındı
    Arkadaşımız Emine Sonnur Özcan, GDO’ların çok yönlü etkilerini ve biyogüvenliğini konusunda ilk doktora tezini hazırlayan Muğla Üniversitesi'nden Yrd Doç Dr Oğuz Özdemir'le görüştü. İşte o mülakat:
  • Bu hapı yutanlar iktidarsızlaşırlar...
    Yutar mısınız? Yutmazsınız tabii ki! Üstelik hasta hakları var ve bunun söylenmesi kanunen de gerekli. Ama söylenmiyor!
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri